İstanbul Boğazı’nın kuzey tarafında bulunan Anadolukavağı
Rumelikavağının karşısına düşmektedir.
Suyu ve inciri ile meşhur olan Anadolukavağı,
“şifalı” olarak nitelenen birçok güzel su kaynağına ev sahipliği yapar. Anadolukavağı
denince camileri ve çeşmeleri yanında meşhur Yoros Kalesi ve Yuşa tepesine değinmek
gerekir.
Kale yapısı, klasik dönem kent koruma kültürünün en önemli unsurlarından birisidir.
Stratejik noktalara inşa edilen muhkem kaleler, kentin denizden ve karadan gelebilecek saldırılara
karşı korunmasını sağlar. Özellikle Boğaz’ın Karadeniz ile birleştiği nokta, İstanbul için
stratejik önemi haiz bir nokta olmuştur. Yoros Kalesi’nin önemini de bu doğrultuda
değerlendirmek gerekmektedir.
Anadolukavağı Kalesi ya da Ceneviz Kalesi olarak da bilinen
Yoros Kalesi, Karadeniz’e değer süreç bu şekilde başlamış olur. Yoros Kalesi II. Bayezid
tarafından tamir edilmiş ve Yoros Kalesi Mescidi yaptırılmıştır. Daha sonra kale dizdarı Mehmed Ağa
buraya bir tane hamam yaptıracaktır.
Yaklaşık beş yüz metrelik bir uzunluğunda olan Yoros
Kalesi, altmış ila yüz otuz metre arasında bir genişliğe sahiptir. Kalenin en muhkem kısmı, kalenin
üzerinde kurulduğu tepenin Anadolu’ya bakan kısmıdır. Kalenin heybetli kapısı, tepenin en
yukarı kısmında, yarım daire şeklindeki iki burcun arasındadır. Söz konusu burçların dışarı bakan
kısımlarında mermer üzerine işlenmiş salip ve bunun kolları arasında grek yazısı ile Hz.
İsa’nın adını simgeleyen harfler bulunmaktadır. Aynı girişin iç tarafında ise, yine mermer
üzerine işlenmiş bir levha üzerinde grek harfleri vardır ki, bunlar “despot Manuel”in
adını simgelemektedir. Kale, birbirinden sur ve kapılarla ayrılmış, iç kale, kale ve şehir olmak
üzere üç kısımdan oluşmaktadır. Şehir kısmının suru sahile kadar uzanmaktayken, kale ve iç kale tepe
üzerinde bulunmaktadır. Düşman gemilerinin karanlıkta karaya oturmasını sağlamak amacıyla akşamları
kale kısmında ateş yakılmadığı söylenir.
Yuşa tepesi, Anadolukavağının en önemli
simgelerinden birisidir. Anadolu sahilinin altıncı burnu olan Macarburnu’nun yanıbaşında Macar
bahçesi olarak adlandırılan bir yerin arkasında yükselen dağın tepesinde bulunan Hz. Yuşa’nın
mezarı çok eski devirlerden beri kutsal sayılan ve ziyaretçilerin akınına uğrayan bir mekandır.
|