YAZARLAR
Özveri Gökçe Ersöz
Tatlı bir kaçış
Özgür Şef
Orman Meyveli Peynirli Kek
Gizem Tutar
MUTFAĞINIZDA HER ZAMAN BULUNMASI GEREKEN 5 KURTARICI BESİN
Serkan Tutar
Moda diyetler sağlığımızla mı oynuyor?
 
 
 
 
 
 
 
Üsküdar
 


Paylaş:   facebook   twitter   stumbleupon   yahoo   delicious   digg   reddit
 

Anadolu yakasında, Kocaeli Yarımadası’nın batı kesiminde yer alır, Üsküdar İlçesi, doğuda Ümraniye, güneyde Kadıköy ilçeleri, batı ve kuzeybatıda İstanbul Boğazı, kuzeyde de Beykoz İlçesi’ne komşudur. İlçe bu sınırlar içinde 35 km’lik bir alan kaplar. Batısı denizdir. Kırsal yerleşmesi olmayan Üsküdar İlçesi, 52 mahalleden oluşur.1918 ve 1924’de ayrı vilayet yapılan Üsküdar, 1926’daki yönetsel düzenlemeler sırasında ilçe yapılarak İstanbul Vilayeti’ne bağlandı. M.Ö. 7.Y.Y.’da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon’un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar’ın yerleştiği alanda bulunur ve buraya Hrisopolis (Altın Şehir) denirdi. Yörenin bu adla anılması çeşitli biçimlerde yorumlanmaktadır. Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası’ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye bu adın yakıştırıldığı söylenmektedir. Bir başka yoruma göre, Agamemnon’un oğlu Krizes kaçarak Anadolu’ya gelmiş ve Üsküdar’da öldüğü için şehir onun adıyla anılmıştır. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar’a Altın Şehir adının verildiğini söylemektedir. Üsküdar adıysa, kimi kaynaklara öre Farsça “ulak” anlamına gelen “Eskudari”ten türemiştir.1471’de Vezir Rum Mehmed Paşa tarafından yaptırılan ve Paşa’nın adını taşıyan Tabhaneli Cami ve Türbe ile, günümüze ulaşamamış olan medrese ve hamamın yanı sıra başta Kızkulesi, olmak üzere Üsküdar’da birçok tarihi eser bulunmaktadır.

Hrisopolis M.Ö.508′de Pers Kralı Darius’un egemenliği altına girmiş, M.Ö.410′da Atinalı Alkibiades’in zaferiyle sonuçlanan deniz savaşından sonra bu komutan kent çevresine sur yaptırmış ve Boğaz’dan geçen gemilerden taşıdıkları malların değeri oranında geçiş parası almıştır.Yazar Ksenophon, M.Ö.404 yıllarında On Binler’in hayatta kalanlarının, Asya seferi dönüşünde Karadeniz kıyısı yoluyla Hrisopolis’e geldiğini ve burada kaldıkları bir hafta boyunca ellerindeki ganimetleri bölge halkına sattıklarını anlatır. Büyük İskender ve ardıllarının zamanında Anadolu’nun kuzeybatısıyla birlikte Halkedon ve Hrisopolis de Küçük Frigya’nın sınırları içindedir. Arapların birçok kez kuşatma girişiminde bulunduğu Konstantinopolis’te karadan ve denizden gelen Müslüman askerlerin ilk hedefi ve karargahı Üsküdar olmuştur. Harunü’r-Reşid 782′de henüz halife olmadan Üsküdar önüne gelmiş ve her yıl burada kalmıştır. 783′de İmparatoriçe Eirene’nin ordusuna yenilince, 70.000 altın vermeye zorlandığı bilinmektedir. Öte yandan kaynaklar, Anadolu’nun Türklerce fethinden sonra Danişmendlilerden Turasan Bey’in Üsküdar’a kadar geldiğini, Alemdağı’nda bir kale yaptırdığını ve Bizanslılarla çarpışırken kalesinin önünde şehit düştüğünü yazmaktadır. Ne var ki, sözü edilen kaleye ait hiçbir ize rastlanmadığından, bu bilgi doğrulanamamaktadır. Bizans döneminde küçük bir kasaba olarak varlığını sürdüren Üsküdar, pek çok ihtilal girişiminde başlangıç noktası olmuş. Örneğin 963′de Nikeforos Fokas kendini burada imparator ilan ettirmiş ve iktidarı ele geçirmiştir. Öte yandan 1097′de Haçlı ordusu, ordugahını Üsküdar tepelerinde kurmuş, izleyen Haçlı seferlerinde de bölge, hep üs olarak kullanılmıştır.

Sultan Orhan da (hd 1324-1361) Bizans’ın Bitinya bölgesini aldıktan sonra, bu imparatorluğun kapısı sayılan Hrisopolis önlerine kadar gelmiş, bunun üzerine III. Andronikos, topladığı askerleri buraya göndermiş ancak yenilmiştir. Bir süre sonra Bizans Prensesi Teodora ile evlenen Sultan Orhan’ın 1348′de kayınpederi İmparator VIİoannes Kantakuzenos’u ziyaret etmek için Üsküdar’a geldiği ve beraberinde bulunan ailesiyle saray halkının konaklaması için Marmara’ya ve Üsküdar’ın bugün de en vazgeçilmez simgelerinden sayılan Kız kulesi’ne egemen bir noktaya büyük bir otağ kurulduğu bilinmektedir. Sultan Orhan 1352′de Venediklilere yenildiği için, kendisinden yardım isteyen Ceneviz donanmasına destek amacıyla Kadıköy ve Üsküdar’a süvari kuvveti göndermiş, böylece Boğaz’ın bu kilit noktalarına yerleşerek bir anlamda İstanbul’un fethinden 101 yıl önce Kadıköy ve Üsküdar’ı ele geçirmiştir. I.Bayezid (Yıldırım) döneminde (1389-1402), İstanbul’da bulunan Müslümanların davalarına bir Müslüman kadı’nın bakması karara bağlanmış, böylece Türklerin egemenliği altında bulunan Üsküdar’da da bir kadı görevlendirilmiştir. Yıldırım Bayezid’in ölümünden sonra yaşanan Fetret Devri’nde Bitinya’daki yerler kaybedilince Türkler Üsküdar’dan uzaklaştırılmışsa da, I.Mehmed (Çelebi) tahta geçtikten sonra bu yerleri Bizanslılardan geri almış, böylece Türkler bölgedeki eski ticaret serbestliğine yeniden kavuşmuşlardır. İstanbul’un fethinden sonra II.Mehmed (Fatih), Üsküdar’dan kaçan Rumların yerine Anadolu’dan gelen Türkleri yerleştirmiştir.

Ancak Üsküdar’ın fetih sırasında 100 yıldan beri Türklerin elinde olması ve karşılaştırma yapmaya olanak verecek belgelerin bulunmaması nedeniyle, fetihten sonra nüfusunun ne kadar arttığını saptamak mümkün olamamaktadır. II.Mehmed döneminde İstanbul’un iskan bölgelerinin yönetsel açıdan 4 kadılığa ayrılmasıyla Üsküdar da bir kadılık olmuş ve Galata ile Haslar kadılıklarıyla birlikte Bilad-ı Selase adı verilen üçlüyü oluşturmuştur. 1471′de Vezir Rum Üsküdar Mehmed Paşa tarafından yaptırılan ve Paşa’nın adını taşıyan Tabhaneli Cami ve Türbe ile, günümüze ulaşamamış olan medrese ve hamam, Üsküdar’daki en eski Osmanlı yapılarındandır. Üsküdar’ın Osmanlı dönemindeki önemli bir özelliği de, her yıl Mekke ve Medine’ye gidecek hacı adaylarının oluşturduğu Surre-i Hümayun’un törenlerle buradan uğurlanmasıdır. Hacı adaylarını ve sultanın Mekke Şerifine gönderdiği armağanları taşıyan develerin oluşturduğu uzun konvoyun yola çıkması öncesinde düzenlenen törenler, Üsküdar’a büyük bir canlılık getirmiştir. Bir yandan da Üsküdar, yaşam yolculuğunun sona ermesiyle ilgili izlerle yüklüdür. Gerçekten de, daha 14. Y.Y.’da oluşmaya başlayan ve fetih sonrasında tümüyle Müslüman kabristanı haline gelen Karacaahmed Mezarlığı buradadır. Mezarlığa adını veren Bektaşi büyüğü Karaca Ahmed’in yanısıra, pek çok tarikat şeyhi, Üsküdar’da tekke kurmuştur.

 
NASIL GİDERİM?
 
 
YORUM EKLE
 
Ekleyen(isim/rumuz)  
Eposta Adresiniz  
 
 
Diğer İlçeler
 
Eyüp
Eyüp İstanbul Metropolitan Alanı’nın Batı yakasında, Çatalca Yarımada’sında yer almaktadır.İlçe doğuda Sarıyer, Şişli, Kağıthane, güneydoğuda Beyoğlu, güneyde Fatih ve Zeytinburnu, güneybatıda Bayrampaşa, batıda ve kuzeybatıda...
Devamı  
 
Esenler
Osmanlı döneminde Mahmutbey nahiyesi içerisinde birer Rum yerleşim yeri olan Litros ve Avas köylerinin etnik yapısı, Lozan Antlaşması’yla değişmiştir. Cumhuriyet döneminde Rum kökenli halkın Yunanistan’a göç etmesiyle boşalan köylere, Doğu Mekodanya’dan gelen...
Devamı  
 
Pendik
Tarihi kaynaklara göre Pendik M.Ö. 5000′lerden beri yerleşim alanı. İstanbul Boğazı ile Sakarya nehri arasındaki bölgenin jeopolitikvejeostratejik özelliği sebebiyle çok sık el değiştirmesi dolayısıyla, bu bölgede bulunan Pendik de çok farklı milletler tarafından...
Devamı  
 
Kağıthane
Kağıthane İlçesi Marmara bölgesinde ve İstanbul İline bağlı şirin bir İlçedir. İlçemiz 04.07.1987 gün ve 19508 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan 3392 sayılı Kanun ile,Şişli İlçesinden ayrılarak müstakil bir İlçe olmuştur. Kağıthane Kaymakamlığı da...
Devamı  
 
Bağcılar
İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan Bağcılar, Avrupa-Asya aksı üzerinde, Edirne-Ankara arasında yapılmış olan, Türkiye’nin en önemli otobanı TEM’in geçiş yolu üzerindedir. 1992 yılında Bağcılar, Mahmutbey, Kirazlı ve Güneşli semtlerinin birleştirilmesi ile...
Devamı  
 
 
HAVA DURUMU
Bugün

Açık 27.9 C
Çarşamba

Bilinmiyor 23 C
Perşembe

Bilinmiyor 22 C
İSTANBUL HARİTASI

Richmond Istanbul Hotel
Meşhur Taksim Meydanı'ndan birkaç dakika uzaklıkta elverişli bir konumdaki Richmond İstanbul kentin ünlü İstiklal Caddesi'nde tek otel olma ayrıcalığını elinde bulunduran seçkinliğe sahiptir.
 
ETKİNLİK BİLDİR
MEKAN EKLE